Wednesday, 31 October 2007

Nur icinde Yatsin!


Eski Başbakan Yardımcılarından, 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün oğlu Prof. Dr. Erdal İnönü, tedavi gördüğü ABD’nin Houston kentinde, 81 yaşında hayatını kaybetti.

Malesef boyle politikacilar cokta gelmiyor Turkiyemize, yine Ismail Cem gibi degerli bir politikacilarimiz aramizdan kisa bir sure once ayrilirken, malesef AKP gibi adamlar kaliyor guzel Ulkemize..

HAYATI
ABD’de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Türkiye solunun önemli isimlerinden Prof. Dr. Erdal İnönü, 6 Haziran 1926’da Ankara’da doğdu. İnönü ilk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da yaptı.
İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Mevhibe İnönü’nün oğlu olarak dünyaya gelen Erdal İnönü, 1947’de Fen Fakültesi’nden fizik lisansı diploması aldıktan sonra A.B.D.’ye gitti, California Teknoloji Enstitüsü’nde lisans üstü öğrenimi yaptı, yüksek lisans ve doktora derecelerini aldı.
Teorik fizik alanında araştırmalar yapan Erdal İnönü, Türkiye’ye dönünce Ankara Üniversitesinde Fizik Asistanı olarak göreve başladı.

Askerlik görevini yaptıktan sonra üniversite doçentlik sınavını veren, 1957-1960 yılları arasında tekrar Amerika’ya giderek "Atom Enerjisinden Yararlanma" programı içinde çeşitli üniversite ve araştırma enstitülerinde araştırmalar yapan İnönü, 1964 - 1974 tarihleri arasında Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde Fizik Profesörü olarak çalıştı.

ODTÜ’de öğretim üyeliği görevinin yanı sıra araştırma ve yönetim görevleri de yapan, Teorik Fizik Bölümü Başkanlığı, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, Üniversite Rektörlüğünde bulunan İnönü ODTÜ’de öğrenci eylemlerinin yoğun yaşandığı dönemde kampüse askeri güçlerin girmesine karşı çıkışıyla da anımsanıyordu. Erdal İnönü 1974’te İstanbul Boğaziçi Üniversitesine geçti, 1974-1983 yılları arasında fizik profesörlüğünün yanı sıra 6 yıl kadar da Temel Bilimler Fakültesi Dekanı olarak görev yaptı.

Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu’nun kuruluşuna katkıda bulunan ve TÜBİTAK Temel Araştırmalar Enstitüsü’nde kurucu müdürlük görevini yürüten İnönü, NATO Fen Komitesi’nde çalıştı. İnönü, UNESCO Yürütme Kurulunda da görev aldı.

First Day of the Work/ Is ilk Gunu

Bir anne ve baba nasil cocuklarinin okulun ilk gununde heyecanli olurda her adim attigini resim ceker yaaa Martinde oyle heyecanliydi benim ilk is gunumde, bende biraz mahcup biraz mutlu idim acikcasi.

Bu hafta bayagi yogun bir training asamasindan gectim, benim icin yogun bir alisma asamasiydi bu; Trafikte nasil sabirli beklenir, nerde kestirme yapilir, beyin olarak bir gunde alabilecegim bilgileri beynime sokmayi ogrendim:)..

Iste size martinin cektigi fotograflar:))

Not: Ilk postaladigim yaziyi simdi okudumda sizelere cok mahcup oldum nasil yazmisim oyle, kelime hatalariyla dolu:))kusura bakmayin, is donusunde kafam cok yogunken yazmistim galiba:)









It is like First Day of the School that How mum and dad are so happy and exited for their kids, Martin was the same for me:))) He was taking my pictures every step I did.

This week I have been going trough heavy training and long learning progress. My mind was tried to adjust the whole information filling. I am surprise to see How much you can stuck infos into your brain witin one day:). Also I was learning to be patience in traffic and as well as short cuts on the roads, although while I was doing it, was getting lost:))

Here is my photos taken by Martin:))
Note: Sorry for the all spelling mistake I made earlier, I wrote the postings just after came back from work, I was soooo tired..




Sunday, 28 October 2007

CUMHURIYET BAYRAMIMIZ


Araştırmacı Yazar Prof. İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI

Hepimizin bildiği gibi Mustafa Kemal ATATÜRK dünya döneminin liderleri içerisinden 21 nci yüzyıla geçebilen tek liderdir. Üstelik diğer liderler kendi halkları tarafından yok edilmemin acısını yaşamışken, o hala halkının ve dünyanın nabzında en büyük canlılığıyla, sevgisiyle, saygısıyla hala yaşayabilen dünyadaki tek lider.

Önemli olanda sanırım, yaşarken ölmek değil, öldükten sonra da bu kadar uzun süre canlı kalabilmeyi başarmak değil midir?
Bu verdiğim örnek dünyada tek olan örnektir. Zaten herhalde bir başkasına da rastlamamız mümkün değil. En büyük düşmanı; hani şu ordularını denize döktüğü düşmanı, Yunan başkomutanı Trikopis. Hiçbir zorlama olmadan, hiçbir baskı olmadan her Cumhuriyet bayramı Atina’daki Türk büyükelçiliğine gidiyor Trikopis, ATATÜRK’ün resminin önüne geçiyor ve saygı duruşunda bulunuyor. Böyle bir saygıyı en büyük düşmanında uyandırabilen bir Mustafa Kemal.

ATATÜRK’ü biz hep tarihe mal olmuş yönleriyle tanıdık: Asker ATATÜRK ya da devlet adamı ATATÜRK olarak. Lutfen devamini okuyun, cok bilgi verici.
CUMHURIYET BAYRAMIMIZI KUTLARIM

ATATÜRK de et artı kemik artı kandı,
İnsanüstü değildi yani ATATÜRK,
ATATÜRK de herkes gibi kusurları olan,
Küçük büyük ve çirkinde olabilirdi,
Ama güzeldi
ATATÜRK yorgunluk kahvesini bir su başında yudumlamayı,
Serhat türkülerini, Alaturkayı, mesela Safiye Aylayı,
Yemeklerden fasulye pilakisini seven,
Miri kelam bir İstanbul efendisi.
Aşık ve şair, mahcup ve ürkek,
Ama Karadenizli değil Karadeniz kadar canlı,
Adanalı değil ama Adanalı kadar sıcak kanlı,
Ve bir Aydınlı kadar oturaklı ve zeybek.
Velhasıl bizim mayamızdan bizim kumaşımızdandı Mustafa Kemal.
İnsan üstü değildi ATATÜRK,Tam insandı.

Sevgiler
Derya Lount

Friday, 26 October 2007

Why Have Democrats Been Obsessed with the Armenian Genocide?

I have received and email from friend of mine, and article that I read that thought we should give an attention.

The Democratic leadership in Congress has now decided to put their Armenian Genocide vote on hold. But why have they been so obsessed with this in the first place?

This took place almost a Century ago, yet the Democrats have decided to bring this issue up out of the blue. Meanwhile there are genocides taking place right under their noses... Live and in their face, right on the African Continent. And it gets almost no attention from the Congress (and that has been under both Republican and Democratic leadership). It is yet another example of how Black lives are perceived to be of less value by the Western powers.
I can still vividly recall how the Western world rallied to take action on behalf of the Albanians in Kosovo, after only a few thousand parished & people had their villages set on fire in what was essentially a civil war. But when tens of thousands die in Africa... there is not nearly the same sense of urgency. Although Jimmy Carter says Darfur doesn't meet the criteria of a Genocide. Yet there is violence along ethnic lines. Tens of thousands have been murdered. Villages have been systematically burned to the ground and people have been driven from their homes in massive numbers. Women and girls have been gang raped. Men have been shot and beheaded in front of their families... and this doesn't qualify as genocide? Just how many Black Africans have to die before it is considered genocide Mr. Carter?

This effort to label the Armenian slaughter a genocide (after all these years...) seems to be some symbolic political move, aimed at improving relations with Armenia so that the U.S. can move even further into Eastern Europe...and it also could be part of an effort to gain another possible launching point for any future military conflict with Iran.

Wednesday, 24 October 2007

Madams Club

Don't forget to visit Madams club webside: http://www.madamsclub.blogspot.com/

Big Thank you to Mickey. You are doing a fantastic job..

Tuesday, 23 October 2007

Dünyada 140 milyon kadın sünnet mağduru:((

Gecenlerde okudugum bir haberi aynen yayinliyorum..

Haberi okudugumda ilk aklima; Taa '95 yilinda Misirda yasarken ilk defa okuyup ve duydugumdaki soku hala uzerimden atabilmis degilim. Ozellikle Misirin guneyi vede Sudanla sinir koylerinde Kiz cocuklarina sunnet hala uygulaniyor. Hele hele dun bir arkadasimin dedigine gorede; Bolgede dunyaya gelen kiz cocuklarin %10 bu sunnet yuzunde oluyor. Nedir bu Cehaletin getirdigi yalnisliklar.? Soyliyecek soz, duygularimi anlatacak kelime bulamiyorum. EE koca Amerika yada Dunya 100 yil once olan olarla ilgilenip, zaman, para harciyacaklarina bu tur durumlarla niye ilgilenmiyor? Yoksa buralarda Petrol mu yok???

Dünyada yaklaşık 140 milyon kadının sünnet mağduru olduğu bildirildi.
Ulusal Nüfusbilim Araştırma Enstitüsü tarafından yayımlanan araştırmaya göre, kadınlarda ciddi fiziksel ve psikolojik sorunlara neden olan sünnetin, daha çok Sahraaltı Afrikası, Orta Doğu’nun bazı bölgeleri ve Güneydoğu Asya ülkelerinde uygulandığı belirtildi.
Sünnet edilen 6,5 milyondan fazla kadın ve kız çocuğununsa başta Avrupa’dakiler olmak üzere göç alan ülkelerde yaşadığı ortaya çıktı.
Enstitüden Armelle Andro ve Marie Lesclingand, sünnet edilen kadınların sayısının ülkeden ülkeye değiştiğini belirterek, sünnetin Kamerun’da yüzde 1,4, Gine’deyse yüzde 96 oranında uygulandığı örneğini verdi.
"Din gereği" olduğu savunulsa da bu uygulamanın "tek tanrılı dinlerin Afrika’ya gelişinden çok daha öncesine dayandığını" belirten araştırmacılar, "bu uygulamayı doğrulayan hiçbir dini metne rastlanmadığını" da vurguladı.
Üçte biri Müslüman olan Etiyopya’da kadınların dörtte üçünün sünnet edildiği, neredeyse tamamı Müslüman olan Nijer’de bu oranın yüzde 2, Mali’deyse yüzde 90’dan fazla olduğu bildirildi.
Uygulamanın din değil etnik kökene göre uygulandığı, kadınların bazı etnik gruplarda ergenliğe geçişte sünnet edildiğinin vurgulandığı araştırmada, Senegal örneği verilerek, kadınlara sünnetin bu ülkede çoğunluğu oluşturan Voloflar arasında değil, azınlıktaki etnik gruplar arasında uygulandığına dikkat çekildi.
Uygulamanın birkaç yıldır birçok ülkede yavaş da olsa gerilediği, ancak çok sayıda ülkede kadınların sünnet edilmesinin yasaklandığı yasalar olsa da bunların ender uygulandığı belirtildi.
2000’li yılların başında Fransa’da, Malili bir genç kızın kendini zorla
sünnet ettiren ailesini ve sünnetçi kadını polise ihbar etmesi ve kendini bu şiddete karşı korumayan Fransa devletini mahkemeye vermesi üzerine açılan davanın tüm Avrupa ülkelerine örnek bir dava olduğunun hatırlatıldığı araştırmada, Fransa’da 2008’de tamamlanacak ulusal bir araştırmanın, sünnetin kadınlarda yol açtığı sağlık, sosyolojik ve psikolojik sorunların daha iyi anlaşılabilmesini sağlayacağı ifade edildi.

Monday, 22 October 2007

Photos from World's Tallest Tower Burj Dubai 134th Floor





Thursday, 18 October 2007

CityScape 2007, Dubai, UAE

Friend of mine and I went to Cityscape Property Show 2007, Dubai today. After looking for almost 2 hours for parking space, finally we decided to cross the other side of the big Sheik Zaed road and parked. We had to walk all the way back as well with big heavy brochures and magazines under hot sunny weather:( ohhh Gosh my foot:(( still hurts..

Property Projects were amazing! Shockingly, big million dollar projects and by 2010 most of projects are planning to complete and face of Dubai will change again. Even us who lives here we don't even recognise Dubai after 6 months:)

The show has many projects with Tameer, Aldar mainly in Abu Dhabi, Dubailand and Mizhan with all Business Bay, Falcon City, Polo city, Aqua Dunya, City of Arabia and of course big Nakheel with Palm, Deira Palm, Jebel Ali palm projects, Emaar with Dubai Marina Towers and villa/house projects. Union Properties with Uptown and uptown city projects as well as Motor city. High tech building designers, architects and all big name Property Real Estate Companies were there.

Couple weeks time I will be joining one of the big Real Estate Company as well doing Property Management:) Right job for me to do in Dubai:))

Here is some pictures from the exhibition.. and also can fine more pictures in my spacelive webside: http://www.isabellavictoria.spaces.live.com/

------------------------------------------------------------------------------
Bugun bir arkadasim ve ben CityScape Dubai Emlak Fuarina gittik. 2 saatlik araba parki aramadan sonra Sheik Zaed caddesinin tam karsinda bir yer bulup park ettik, sonra sicagin altindada elimizdeki agir olan magazin ve brosurlerle geri yuremek zorunda kaldik:(

Ama Fuar Muhtesemdi, cesitli milyon dollar projeler, buyuk firmalar, mimar ve dizayner firmlarda vede tabiki buyuk emlak firmlarida ordaydi. Emaardan, Nakheel'e, Union Property'den, Tamweele vede Aldar gibi Abu dhabi deki buyuk firmalarin hepsi oradaydi.

Yakinda benimde buyuk emlak firmlarindan birine katilacagim. Tabiki dubaide yapilacak en iyi islerden bir tanesi diyebilirim cok yorulacagim kesin ama zevkte alacagim.

Resimlerin devamini Space websitesindede bulabilirsiniz.
http://www.isabellavictoria.spaces.live.com/

Sheik Zaed Road














Falcon City













Ottoman Palace with Riox in Palm Island













Palm Jumeirah and Dubai Marina














Palm Jebel Ali Developments













Abu Dhabi city projects Mina salam













Aqua Dunya Project













Business Bay and Burj Dubai













Business Bay and Dancing Towers













The Lagoon and Dubai Opera House


Wednesday, 17 October 2007

Uğur Mumcu'dan ABD belgeleri

Bugun elime gecen bir maili yorum yapmadan yayinliyorum..

Uğur Mumcu'dan ABD belgeleri

ABD belgeleri Uğur Mumcu, 1 Nisan 1984'te Cumhuriyet'teki köşesinde "Ermenilere daha 1900'lü yıllarda ABD desteğini" yansıtan belgeler yayımlamış.
"Ermeni kıyımı" iddiasını kongre kararı haline getirme çabalarının ipliğini pazara çıkarıyor.
Bakın, 23 yıl önce neler yazmış Uğur Mumcu...

'"........ eğer Ermeni sorununun dünü, önceki günü karıştırılırsa, Amerikalı dostlarımız bundan hiç hoşnut kalmazlar.
İsterseniz, bu konuda birkaç tarihsel belgenin satırbaşlarını aralayalım...

İngiliz Kraliyet matbaası tarafından basılan I. Dünya Savaşı ile ilgili gizli belgeler, Erol Ulubelen tarafından Türkçeye çevrilmiş, önce Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön Dergisi'nde yayımlanmış, daha sonra kitap olarak basılmıştır.

2. basımı Çağdaş Yayınları tarafından yapılan "İngiliz Belgeleriyle Türkiye" kitabında, I. Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin Amerikalılar'ca nasıl desteklenip kışkırtıldıklarını gösteren belgelere yer verilmiştir.
Okuyalım:

* Gizli Belge: S/735, belge no: 492.
Amiral Webb'den Lord Curzon'a yazılan 19 Ağustos 1919 tarihli yazı:
"Amerika, Trabzon ve Erzurum'u içine alan bir Ermenistan'ı himaye edecek. Geri kalan 4 ili de Kürt devleti olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor."

*Gizli Belge: S/60, belge no: 46.
5 Nisan 1920 günü Mr. Lindsay'ın Washington'dan Lord Curzon'a yazdığı yazı:
"Amerikan Senatosu, Ermenistan'ın mandası işini görüştü. 5 yılda 757 milyon dolar verecekler. Başlangıçta 50 bin kişilik bir ordu yollanacak, daha sonra 200 bin kişiye çıkarılacak. Amerika kuvvetlerinin başına General Zames G. Harbord getirilecek. Ayrıca bütün Türkiye'nin mandası için de görüşmeler yapılmaktadır."

*Gizli Belge: S/71, belge no: 63.
16 Mayıs 1920 günü Sir A. Gaddes'in Lord Curzon'a yazdığı yazı:
"Amerikan hükümeti, Ermenistan'ın Adana da dahil korunmasını istiyor. Silah, cephane, demir yolu ve her türlü malzemeyi buraya sevk edecekler.
... boşaltım, Karadeniz limanlarında Amerikan bahriyesi tarafından ve Amerikan donanmasının himayesinde yapılacak. Türklerin yapacağı en ufak bir hareket, Amerikalılar tarafından bastırılacaktır."

*Gizli Belge: S/81, belge no: 10.
16 Şubat 1920 Londra Konferansı tutanaklarından bir başka parça:
"Ermenistan'a 6 ilden başka Trabzon ve Adana da verilmelidir. (Fransa ise Adana'yı kendisi için istiyor.)"

*Gizli Belge: S/300, belge no: 38.
28 Şubat 1920 Londra Konferansı tutanaklarından bir parça:
"Mustafa Kemal, kendisini Erzurum Valisi ilan etmiş. Erzurum'un yeni kurulacak Ermeni devletine katılacağı bir sırada bu çok anlamlı bir harekettir.
Bu adam olmasaydı, Ermenilerin bir şansı olurdu..." '

Uğur Mumcu'nun satırları, hadiseyi sadece Ermeni diasporasının lobisi sanmak yanlışını ortaya koymakta. Kökler derinlerde...
Türkiye'nin karşı tavır koyuşlarının ve bilgilendirme çabalarının daha geniş açılı olması gerekir.
Amerika'nın petrol zenginliğine sahip bölgeye küçük ve kendine bağlı devletlerle egemen olma politikasının çizgileri daha yüzyılın ilk çeyreğinde belirlenmiş.

"Irak'ı 3'e bölmek, Barzani öncülüğünde Kürt devleti, PKK kartlarını güçlendirmek, Ermenistan'ı himaye ve bu politika çizgisinde İsrail'den de yararlanmak" stratejisi artık sırıtıyor.
Keşke yanılıyor olsak...

Not: Mumcu'nun yazısını hatırlatan Nejat Tarakçı'ya teşekkürler...

Monday, 15 October 2007

Yesterday, We went to Festival City Mall

Here is some pictures from Festival City Mall. Sunset was so beautiful that couldn't stop not to take any photos. Thanks to new gadget photo/Walkman/mobile phones:))





Size bir kac resim; dun Festival City Alisveris merkezine gitmistik, Gunesin batisini gorunce manzaraya dayanamayip bir kac resim cektim. Yeni ceb/Walkman/kamera icatlara tesekkurler:))

Friday, 12 October 2007

IYI BAYRAMLAR




Ulus olarak canımızın acımadığı,

Barışın olduğu,

Sevdikleriniz ile birlikte sağlıklı ve mutlu

bayramlar geçirmenizi diliyoruz.

Sevgiler




Martin, Isabella, Isabella ve Victoria

Sunday, 7 October 2007

Inspirational Istanbul


Inspirational Istanbul

At the Grand Bazaar, traders woo you in every language spoken under the sun to buy their wares. You will haggle, admire the craftsmanship, haggle again and wonder if all weekend breaks in Istanbul involve this level of commitment. The local markets are a short ferry ride away.

'Bargain' is the buzzword at the Tuesday market in Kadikoy — and there is much to bargain for: local delicacies, jewellery and clothes.

Istanbul will make you open your eyes wider, listen harder and take in the atmosphere, whether riding in a restored 1920s tram or while staring at the winged lions in the Mosaic Museum.

Escape the summer heat and follow the Istanbullus heading to the northern suburb of Kilyos. Flop on the beach during the day and party the evening away in nightclubs where famous DJs perform.

Take a boat ride on the Bosphorus at night or charter a vessel at Bebek and gaze at the reflection of the luminous city on the water. The budget option is to catch a ferry from Eminönü to Uskudar.

Save on transport with an Akbil (electronic transit pass), available at the main bus terminals (such as those at Taksim or Eminönü), and use in any public transport. If you spend more days in Istanbul, top up the pass.

Monday, 1 October 2007

A little Help



There are many worthwhile causes and we are happy to support them all through our charity section each month. This project however, particularly caught our eye and we would like to support Rosemary in the tremendous work she is doing with girls, and women, in Afghanistan by launching our own Back to School Initiative this month.

We are delighted to be supporting A Little Help's Back to School initiative helping young girls in Afghanistan achieve some level of choice, and self-determination. Rosemary's story starts in California where she was Mayor of a local consituency at the time of 9/11. As for many others, that day was to set the seed for a step change in the direction of Rosemary's life, eventually leading to her moving to Afghanistan.

A Little Help is a small initiative, entirely run by volunteers. There are various aid agencies doing very valuable work in the region but Rosemary has found her niche 'picking up the people who fall through the cracks'. Take a listen to our recent interview with Rosemary and I am sure you will as charmed by her, and the simple effective, work that she has committed herself to do, as we are.

We are asking for your help to support these young girls. Having just been to Magrudy's and emptied my wallet on a basketful of uniform, books, pens, snack boxes, geometry sets and various other essential items... I am adding a little extra on to my personal back to school bill for the month, making a donation through the

A Little Help website. Its very easy to do. Rosemary has listed several options and you just click on the link below the one that appeals to you most and complete the details on line.

Donating just AED100 makes a real difference. Just think how many members we have on this site and the potential for us all to do a little....

a donation of just $30 (AED100) will provide three girls with textbooks for a year ;

with $50 (AED180) A Little Help will be able to provide a desk to seat 2 - 3 children ;

and $250 (AED900) will purchase a tent, a low cost and effective answer to providing a school room, in which 50 girls/young women will be taught in privacy, without distraction.

It doesn't take much to make a difference. Thanks for your support.